18 Eylül 2020 Cuma

ODTÜ İşletme 1. Sınıf 1. Dönem Dersleri: Fundamentals of Business


FUNDAMENTALS OF BUSINESS

Ne Zaman Aldım?: 2019-2020 Sonbahar Dönemi

Kimden Aldım?: Adil Oran

Geçiş Notum: AA

Kullandığımız Kitap: Bovee & Thill, Business in Action, 8th edition




Dersten Öneriler

# The Innovator's Dilemma - Clayton Christensen (Kitap)
# How We Got the Now - Steven Johnson (Belgesel)
# Growth Hacker Marketing - Ryan Holiday (Kitap)
# The Customer-Funded Business - John Mullins (Kitap, https://elocankt.blogspot.com/2019/12/okudugum-kitap-adil-oran-hocamn.html)
# ODTÜ İşletme bölümü hocalarından Nazlı Wasti Pamuksuz'un Supply Chain üzerine olan seçmeli dersini almamızı da yanında şu videodan bahsederek tavsiye etmişti:




Not: Bu önerilerin güzel yanı şu Yenilikçinin İkilemi ODTÜ Kütüphanesi'nde var. Diğer 2 kitabıysa Adil Hoca'nın kütüphanesinde bulabiliyorsunuz :)

    Öncelikle bu ders favori derslerimden birisiydi. İstisnasız her dersini G110 amfisinde en öne oturarak dinledim. Financial Accounting yepyeni bir deneyim olduğu için bir tık önde gelse de hemen ardından Fundamentals of Business takip etti. Burada dersi Adil Hoca'nın veriyor olmasının büyük bir payı var. Çünkü muhtemelen benim gibi birkaç Accounting bağımlısı dışında ODTÜ İşletme 1. sınıf 1. dönem herkesin favori dersi Fundamentals of Business'tır. İlk derse girip Adil Hoca'nın hitabetini görünce, tavsiyem hazırlıkta kendisinin dışarıya açtığı birkaç derse gidip görmenizdir özellikle girişimcilik dersleri baya eğlenceli olur, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

    Öncelikle derse gitmek zorunlu. Adil Hoca yoklama alma konusunda kendisine has yöntemlere sahip ve bana güvenin çoğu üniversitedeki gibi yerine imza attırma muhabetti ODTÜ İşletme hocalarında asla işlemez. Bu yüzden her derse gitmediğinizde puan kaybettiğinizin farkında olun. Ancak bunun ötesinde ders öyle bir ders ki 1. dönem aldığım derslerde de 2. dönem aldığım derslerde de sürekli "Aaaa ben bunu Fundamentals of Business (bundan sonra FoB diye bahsedeceğim) dersinde öğrenmiştim." dedim. Hatta derslerden de öte birazcık iş dünyasına girdiğinizde, oradan insanlarla konuştuğunuzda sürekli aklınıza bu ders gelecek. Sadece kitapta anlatılanlardan bahsetmiyorum. Adil Hoca'nın deneyimlerinden ve daha önce yaptığı mentörlüklerden yola çıkarak anlattıkları da karşınıza çıkıyor ve "Aaa ben bunu biliyorum" diyorsunuz. (Mesela macroecon dersinde externality üzerine konuşmuştuk ve "externality"nin ne olduğunu ilk dönem FoB'da öğrenmiştim.)

    Dersin önemini daha iyi anlamanız adına bir mezundan örnek vermek istiyorum. Benim en çok hayranlık duyduğum mezunlardan birisi, kendisi MIT'de finans yüksek lisansını tamamladı ve bana da mentörlük yapıyor. Bölüm hakkında söylediği ilk şeylerden birisi Adil Hoca'nın bu ders için kullandığı Business in Action kitabının tamamını okumam gerektiğiydi. (Onların döneminde Excellence in Business kullanıyormuş sanırım Adil Hoca, bizim kitabın yazarları yalnızca Bovee ve Thill iken Excellence in Business'ta üçüncü bir isim Mescon var. İki kitabı da inceleyebilirsiniz aralarında büyük bir fark yok sadece daha güncel bilgiler kullanılmış. Hatta Excellence in Business'ı bulamazsanız ODTÜ 19. Yurt'a gelmeniz halinde birlikte inceleyebiliriz. :) Kitap çok fazla bölümden oluştuğu için Adil Hoca seçtiği bölümleri işliyor. Kitabı alınca bakabilirsiniz ilk sayfalarında bir bölüm için ayrılması gereken ders süresi var, biz onun 2 3 katı hızda ilerliyoruz. ODTÜ İşletme'nin sevdiğim taraflarından birisi de bu. (Bknz: Diğer üniversitelerin 2-3 dönemde 2. 3. sınıfta aldığı Muhasebe dersini 1. sınıf 1. dönemde tek dönemde şaaak diye veren canım bölümüm -mecaz anlam falan yok çok ciddiyim, demek ki bu sürede öğrenilebiliyormuş -) Diğer işlenmeyen bölümler ise kalıyor. Dolayısıyla buraları çalışmak, okumak, öğrenmek size kalmış. Ben bu tavsiyeyi almadan önce tüm kitabı okumuştum. Peki, bu size ne katacak?



    Kitabı bir kez tamamen okuyup bilmediğiniz her kelime için her olay için sözlük karıştırıp araştırma yaptığınızda işletmenin alt alanları olan finans, girişimcilik, pazarlama, ürün yönetimi gibi pek çok alanın terimlerini öğrenmiş oluyorsunuz. Sonuçta ilerleyen dönemlerde bu alanla ilgili dersler aldığınızda derste yabancılık çekmiyorsunuz. Dersin kitabının sevdiğim bir özelliği de içerisinde her bölümün başında ve sonunda büyük şirketlerden, girişimlerden case'ler bulundurması. Bu şirketler neler yapıyor, iş modelleri neler, hangi problem üzerine kurulmuşlar öğrenmek size kalıyor. Defalarca kez case sonunda verilen sorulara cevap bulamadığım için ofis saatinde Adil Hoca'yı rahatsız ettim ve hepsinde de sorularımı cevapladı. Bazen bir kitap vererek, bazen bir yazı önererek, bazen de grafikler çizerek.


    Kitabı mutlaka okumanız gerekiğinden bahsettikten sonra Adil Hoca'yı iyi değerlendirmeniz gerektiğine değinmek istiyorum. Aşağıya bırakacağım notlardan da anlayacağınız üzere Adil Hoca sadece bir işletmeye giriş dersi vermiyor, size bölümü gerçekten sevdiriyor dahası iş dünyasına dair tavsiyeler de veriyor. Bu yüzden derste kendisini iyi dinleyip ağzından çıkan her kelimeyi not alıp ders sonrasında araştıran birisi olarak söylüyorum, derslere gitmiş olmak için değil gerçekten iyi bir işletmeci olmak için o dersi çok iyi öğrenmeniz gerektiğini farkında olarak gidin. Bir mezundan örnek verdiğinde dersten sonra LinkedIn'den kimmiş, neler yapmış bakmaktan; kitap önerdiğinde dersten çıkar çıkmaz kütüphaneye koşmaktan; belgesel önerdiğinde o hafta sonu izlemekten bahsediyorum.

Dersi çalışmaya gelince. Genelde şöyle bir muhabbet oluyor üst sınıflarla aranızda:

+FoB mu? AA'lık ders ya o
-Sen ne verdin?
+BA/BB geldi ama sen kesin AA verirsin

Derste yoklamadan not alıyorsunuz, her hafta ödev yapıyorsunuz, 2 midterm + finale giriyorsunuz. Düzgünce takip etmediğinizde veya kitabı ciddi anlamda iyi çalışmadığınızda AA vermeniz çok zor. Haftalık olarak dersleri ve ödevleri takip edip sınavdan önce de birkaç kez yazmak, ufak tefek notlar almak bende işe yaramıştı. Bu da yine deneyip yanılarak öğrendiğim bir şeydi. İlk midtermde sadece okumuştum ve sonuçta 84 aldım. Adil Hoca'nın bu kadar ayrıntılı soracağını tahmin etmemiştim. Diğer midterm ve finaldeyse 96 ve 97 gibi bir şey almış olmam lazım. İkisine de yazarak çalışmıştım. Biraz vakit alıyor kabul ancak kalıcı oluyor. Ben ne kadar çok mu yazdım?:


Son olarak söyleyeceğim şey, bu dersin ödevleri aşşşşırı eğlenceli. Özellikle bir zorunluluk olarak değil de eğlence olarak baktığınızda. Şu an staj yaptığım yerde şirketin websitesinde vizyon ve misyonun yer alması üzerine çalışıyoruz; FoB'un bir ödevi de 2 şirketin vizyon ve misyonunu araştırıp yazmaktı.

FoB dersi için hazırladığım elevator pitch (ne kadar eğlendiğimi buradan da görebilirsiniz :):



DERSTE ALDIĞIM NOTLAR
































































































































































25 Temmuz 2020 Cumartesi

Hack'n Break 2019: Celil Bozkurt-Mobile Growth Strategies

Not almanın en güzel taraflarından birisi öğrendiklerini tekrar edip diğer insanlarla paylaşabiliyor olmak. Bugün geçen yaz aldığım en doğru kararlardan olan Hack'n Break'te dinlediğim Celil Bozkurt'un Mobile Growth Strategies adlı 1 saatlik seminerinde öğrendiklerimi sizinle paylaşacağım.

Hem Hack'n Break ekibine hem de Celil Bozkurt'a çok teşekkürler!

*Öncelikle Celil Bozkurt'un "Girişimci Sözlüğü" adlı podcastinden bahsetmek istiyorum. Özellikle girişimci adayları için dinlemesinin keyifli olacağını düşünüyorum.

Girişimci Sözlüğü Twitter: https://twitter.com/girisimcisozluk?lang=en

-MOBİL UYGULAMALAR İÇİN BÜYÜME STRATEJİLERİ-

*Growth: Öncelikle fark etmemiz gereken şey büyüme stratejisi dendiğinde yalnızca ziyaretçi trafiğinde değil her anlamda büyüme/gelişme kastediliyor.

*Troublemaker Dave McClure'nin AARRR Ecosystem olarak anlattığı 5 basamak vardır:

-Acqusition: Yeni kullanıcılar kazanarak başla
-Activation: Gelen kullanıcıları aktifleştir
-Retention: Kullanıcını elde tutmaya devam et
-Referral: Kullanıcıların referansı ile yeni kullanıcılar kazanmak
-Revenue: Bu kullanıcılardan gelir elde etmek

Referral'a çok güzel bir örnek olarak Dropbox verilebilir. Dropbox, arkadaşlarını getiren kullanıcılara fazladan "x" gb saklama alanı verdi. Bu kampanyasından önce Eylül 2008'de 100 bin kullanıcısı varken Aralık 2009'da 4 milyon kullanıcısı oldu. 


  • Uber (Özel bir growth ekibi var)
  • LinkedIn
  • Tesla
  • Pinterest
  • Survey Monkey
"Growth" üzerine yoğunlaşan şirketlerden bazıları. 

-MOBILE GROWTH-

0 //Analytics//

"You can't manage what you can't measure"

-Firebase
-Adjust
-Fabric
-Flurry

Bunlar uygulamaların verilerini sunan araçlar. Bu araçları kullanarak "Kullanıcılar oyunu kaçıncı seviyeye kadar oynayıp silmiş?" sorunun cevabını alabiliyorsun.

1 //Business Objectives//

Yaptığımız işin performansını ölçecek KPI'lar "Key Performance Indicator" belirlememiz gerekiyor. Bunlar belli bir aktiviteyi yaptığımızda ne kadar başarıya ulaştığımızı ölçmemizi sağlıyor. Ne demiştik? Ölçemezsek yönetemeyiz de!

*Facebook'un KPI'ı kullanıcının üye olduktan sonra 3 arkadaş eklemesi. Peki, buna nasıl karar veriyorlar? Önceki kullanıcılara bakarak! Görüyorlar ki 3 arkadaş ekleyen kullanıcılar, Facebook kullanmaya devam etmiş.

*Mesela bir oyunun KPI'ı kullanıcının x. levele gelmesi olabilir.

➤ Türkiye'de KPI'lar genelde para üstünden değerlendirilir. Ancak bu çoğu zaman doğru bir ölçüm aracı olmayabilir...

➤ Uygulamanın başarısı değerlendirilirken indirme sayısına bakmak da başka bir hata olabilir. Hatta kullanıcı sayısı bile zaman zaman yanıltabilir. Başarı, kaç "aktif" kullanıcı var üzerinden değerlendirilmelidir. 

Uygulamaya bakıyoruz, 1 milyon indirme var ancak 50 bin kullanıcı aktif. İndirenler aslında başka bir şey indirmek istemiş bile olabilir!

2 //Current Growth//

Retention'u arttırmaya, kullanıcıyı uygulamayı silmemeye teşvik etmeye çalışıyoruz. Starbucks uygulamasına bakalım. Nasıl olacak da Starbucks Pay, Apple Pay'in önüne geçecek?

Starbucks, kendi uygulaması üzerinden ödeme yapanlara belli bir sayıdan sonra 1 kahve promosyon vererek kullanıcılarını uygulamalarını silmemeye ikna ediyor.

Tabii, burada Starbucks'ın "müşteri sadakatini" de göz ardı etmemek gerekiyor.

3 //Action Plan //


4 //Build and Measure//

*Uygulamanın indirilmesi için app store'a koyduğumuz fotoğrafın dahi çok önemli olduğunun farkında olmamız gerekiyor. 

*Uygulamaya yeni bir özellik eklemeyi düşünüyorsak aktif kullanıcılara, "Bu özellik olsa kullanır mıydın?" şeklinde mailler atarak da özelliği ekleyip eklemeyeceğimize karar verebiliriz.

Celil Bozkurt Hocam, en beğendiğim seminerlerden birisiydi. Hack'n Break'ten sonra kendisini Twitter'dan da takip etmeye başladım ve orada da beni etkileyen, "Ben de böyle bir şey yapmak istiyorum" dedirten thread'ini ekliyorum:



Mobil büyüme hakkında fikir sahibi olmamı sağladığı için kendisine tekrar teşekkür ederim!

Hack'n Break'te öğrendiğim diğer müthişli şeyler için, takipte kalın!


Elif Nisa Güler


7 Mart 2020 Cumartesi

Girişimci Olmak İsteyenlere Kitap Tavsiyesi 2: Yalın Girişimci!

   Girişimci olmak isteyenlere kitap tavsiyesi 1'de sizlere The Customer Funded Business kitabından bahsetmiştim. Şuradan ulaşabilirsiniz:

   https://elocankt.blogspot.com/2019/12/okudugum-kitap-adil-oran-hocamn.html


   İkinci bir kitap olaraksa yine Adil Oran Hocam'ın (http://adiloran.com/) kitaplığından ödünç alarak okuduğum Brant Cooper ve Patrick Vlaskovits tarafından yazılmış (daha doğrusu derlenmiş, bunu daha sonra açıklayacağım) YALIN GİRİŞİMCİ kitabı oldu. Adil Hocam kitabın orijinalini okuduğundan bana ödünç verirken çevirisinden emin olamadığını söyledi. Kitap Türkçe haliyle daha geniş bir kitleye hitap etse de tavsiyem orijinalini okumanız yönünde olur.



   Kitabın hacmi gözüktüğünden daha fazla. Yani benim gibi 1 haftada bitiririm deyip 2 hatta 3 haftaya sarkıtabilirsiniz. (Gerçi yanında 3 kitap daha okuyordum ama tek başına Yalın Girişimci'yi okusam da bitirebileceğimi düşünmüyorum...) Kitap tek başına birkaç kitabın birleşimi gibi:

-Bill Aulet - Disciplined Entrepreneurship
-Alex Osterwalder - İş Modelleri
-Eric Ries - The Lean Startup

Eric Ries'ın 5 temel ilkesinden bahsetmesi mesela anlatmaya çalıştığım:




  Tabii bu bilgiyi ODTÜ GİMER Twitter sayfasından da öğrenebilirdiniz :):

https://twitter.com/odtugimer/status/1228019501431693312

   Başka bir örnek Alex Osterwalder'dan:



  Hepsinin kilit kısımlarını alıp bir kitapta birleştirmişler. Bu yüzden ben kitap okumayı çok sevmiyorum, yine de girişimcilikle ilgili bir kitap okumak istiyorum diyorsanız sizin için doğru seçenek olabilir. Ama benim gibi her şeyin ayrıntısını öğrenmek isteyen biriyseniz tam daldığınız anda kitap başka bir konuya geçince bu sinirlerinizi bozabilir.

  Kitap sadece yukarıda belirttiğim kitaplardan değil aynı zamanda alanında ün yapmış çeşitli kimselerden de alıntılarla doluydu. Bu yüzden kitabı okurken not defterimi ve kalemimi sürekli yanımda tutmam gerekti. Mesela Geoffrey Moore'ın çan şeklindeki "Teknoloji Yaşan Döngüsü Benimseme Eğrisi"ni yine ilk defa bu kitapta gördüm:

1. İnovasyon yapanlar 
2. İlk benimseyenler
3. İlk çoğunluk
4. Geç çoğunluk
5. Geç kalmış olanlar

    Her ne kadar konular parça parça alıntı olsa da kitabı diğer kitaplardan ayıran ve size önermeme sebep olan özelliği içindeki mülakatlar (çoğu kişi bunlara röportaj dese de doğrusunu kullanacağım...). Mesela "Meta İnovasyon" kavramını bu mülakatlardan 500 Startups ile yaptıkları sayesinde öğrendim:

   "Mesele; ortaya çok az koymak, kurucuların nasıl davrandığını gözlemlemek, işlerin nasıl seyrettiğini takip etmek ve sonra ortaya daha fazla koymaktır. Bu geleneksel bir VC modelinden çok farklı. Çünkü geleneksel modelde, kurucuları tanımak için çok zaman harcamamız ve yüklü bir peşin çek yazmamız, sonra kendi sırtımızı sıvazlayıp bunun başarılı olacağını biliyor gibi davranmamız gerekir." sf. 7 

  PayPal, Intuit, TakeLessons, TaskRabit, 99 Desings, Meetup, Sharethrough, Berkeley Pizza, Hubspot, Copyblogger gibi pek çok şirketle mülakat/vaka incelemesi örnekleri var kitapta. Tabii yalnızca başarılı olanlar değil, özellikle vaka incelemeleri kısmına başarısız olanlar da alınmış. Bu da şu demek oluyor: başkalarının deneyimlerinden (parayla alamayacağınız 2 şeyden birisi bence deneyim, diğeriyse anı) yararlanma şansınız oluyor. Mesela ben Intuit şirketindeki insanların zamanlarının %10'unu kendi projelerine ayırdığını bu kitap sayesinde öğrendim.

   İlk dönem Adil Hocam'dan aldığım Fundamentals of Business dersinde benzer bir uygulamanın Google'da olduğunu konuşmuştuk...










    "PayPal'de birçok zeki insan var, ancak şirket çok hızlı büyüdüğü ve çok fazla şey olduğu için faaliyette bulunmak zordu çünkü PayPal çok büyük ve bürokratik bir hal almıştı. Bu elbette büyük bir engeldi. Eğer biri farklı bir şey yapmak isterse genel eğilim hayır demek oluyordu." sf. 42, Paypal Kullancı Arayüzü Mühendisi Bill Scott

  Kitabın beni en çok etkileyen ve zorlayan kısmı ise müşteri segmentlerini anlattığı kısım oldu. Belki bu konuda çok fazla kitap okumadığımdan belki de kitap gerçekten ayrıntılı anlattığından bilmiyorum. Bu yüzden eğer kitabı okursanız bu konudaki görüşlerinizi duymak isterim. Müşteri segmentleri ile ilgili kafanızdaki pek çok soruya cevap bulabileceğinizi inanıyorum.



   Bu müşteri durumlarını tek tek inceleyen websiteler/appler var bildiğim kadarıyla. Yazılı olarak bulmak isterseniz sizi yine Yalın Girişimci kitabına yönlendireceğim. Bu sadece ufak bir kısmı. 


   Gelir rakamları tüm çabaları yatırımın geri dönmesiyle ölçer. Intuit'ten Hugh Molotsi ise "Net Prometer Score" ile bunu bambaşka bir noktaya taşıyor, yine müşteri penceresinden bakarak:

"1. Net Tavsiye Skoru: Müşterinin ürününün başkalarına tavsiye etme konusundaki hevesini ölçer.
2. Aktif Kullanım: Müşterinin ürünle olan ilişkisini ölçer.
3. Müşteri Yararı: Ürünün vaatlerini yerine getirip getirmediğini ölçer." sf. 57



   "Görülüyor ki denizde pek çok farklı balık var ama aynı zamanda her birinin farklı bir türü veya davranışı var. Bazı balık cinslerini tutmaya yarayan yöntemler bazılarında işe yaramaz. Görmüş geçirmiş girişimciler nasıl balık tutulacağını bilir. Ürünlerini kimin alacağı sorulduğunda ise hedef grubun özelliklerini saymakla kalmaz, belirli müşterilerden ve onlara özgü sıkıntılardan, tutkulardan ve ihtiyaçlardan bahseder." sf. 62


   "Segment: Aynı sorunu ve tutkuyu paylaşan ve aynı dili konuşan belirli bir grup insan." sf. 61


   Alttaki gibi "info grafikler" ise kitabı okunası kılan başka bir özelliği. Pek çok yerde uzun uzun açıklamak yerine info grafikler vererek, semboller kullanarak olayı daha akılda kalıcı hale getirmiş. 




"Yaşlı vatandaşlar için mobil bir uygulama geliştirebilir, Fortune 100 CEO'larını hedefleyen bir Facebook kampanyası başlatabilir veya seyyar sattığınız hamburger için 25 dolar isteyebilirsiniz. Ancak ürün, taktik ve fiyatlandırma ile segment arasındaki uyumsuzluk, planladığınız sonsuz Hawaii tatilinizi geciktirebilir." sf. 65



   Kitabı önermenin bir nedeni de her bir terimi tek tek açıklaması. Açıkçası pivot, kilit kişiler gibi bildiğim terimlerle karşılaşsam da gölge güç, teknik borç gibi terimleri ilk kez Yalın Girişimci kitabında gördüm. Aslında hem bu yüzden hem de fikri olan insanlar için segment, sorun, ürün, teknoloji, satış kanalı gibi alanlarda alıştırmalar ve doldurarak fikrinizi olgunlaştırabileceğiniz tablolar koydukları için de kitabı önerebilirim. 

 
   
   Bu alıştırmalar ve tablolar Adil Hocam'ın da İş Modeli derslerinde anlattığı üzere "havadaki fikrinizi kağıda dökmenizi ve aslında işlerin o kadar da basit olmadığını, bazen pivot etmeniz bazense fikri tamamen terk etmeniz gerektiğini fark etmenizi" sağlıyor. 



   "Teknik Borç: Diğer öncelikler nedeniyle (örneğin yeni özelliklere konsantre olma gibi) biriken sorunları ya da değinilmemiş ürün geliştirme meselelerini tanımlamak için kullanılır."

   
   Kitapta iç girişimciliğe de değinilmesi güzeldi. Özellikle Toyota üzerinden verilen örneklerin sizin de dikkatinizi çekeceğine inanıyorum:

"Belki de önemli olan değer yaratımıdır. Toyota üretim sistemi, salt verimlilik kaygısıyla verimlilikle ilgilenmez. Bunun özünde değer üretimi vardır. Aynısı yalın girişimler için de geçerlidir... ...Toyota'da yalın üretim uygulamaları çerçevesinde yönetim dışındaki fabrika çalışanlarına yolunda gitmeyen bir şey gördüklerinde üretim bandını durdurma yetkisi verilmişti."

Son olarak hoşuma giden başka bir alıntıyı daha sizlerle paylaşıyor ve kitabı okuyup sohbet edecek birini ararsanız bana ulaşmanızı istiyorum. Kahveler benden! 

Not: Özellikle fikri olan birisi okursa kitabı lütfen tabloları doldurup paylaşsın da inceleyelim :)

"Veri içinde boğulan bir kurum verisiz olandan iyidir. Veri sistemleri uygulamanın maliyetinden korkanlar bu noktayı kaçırıyorlar. Öte yandan, verilere dayanarak alınan kararlar, küçük olanları otomatikleştirirken yalnızca büyük olanları riske atar."

Not: Bu alıntının hoşuma gitmesiyle bu dönem istatistik dersi almamın %100 bağlantısı vardır.


Kitabını bana ödünç verdiği ve önerdiği için Adil Hocam'a tekrar teşekkür ediyorum :) 
İyi okumalar diliyorum!

Elif Nisa Güler
   

30 Ocak 2020 Perşembe

TADIMLIK 2: Pitaya, Ankara'da Tayland Yemeği Yemek!

   Tadımlık'ın ikinci bölümüne hoş geldiniz! Şimdilik Ankaralılar için önerilerde bulunmaya devam ediyoruz.

İlk bölüm için: https://elocankt.blogspot.com/2019/11/tadimlik-1-uygur-mutfag.html

   Başlıktaki Pitaya adını görüm Piyata değil mi ya o? Tayland yemeği?, diyen ODTÜ'lüler. Hayır, ODTÜ Çarşı'da Hocam Piknik yanındaki 'Piyata'dan bahsetmiyorum. Pitaya, Kent Park AVM'de çalışan bir restorant.


   Fiyatlar genel olarak ucuz değil ancak kampanyaları yakalarsanız gayet doyurucu ve fiyat-performans olarak değerlendirildiğinde çok başarılı. En iyi iki kampanyaları instagram sayfalarından da ulaşabileceğiniz üzere:

1) Sebzeli Çin Böreği, Tavuklu Noodle ve dilediğin İçecek. "Öğrenci Menüsü" hafta içi her gün 22,90₺!

2)Sebzeli Noodle ve Tavuklu Satay şiş ile “Thai Break” uygun fiyatıyla 13.00 - 17.00 arası Pitaya’da seni bekliyor 23,90₺!

   Ben şimdiye kadar her gidişimde 1. menüyü tercih ettim ve gerçekten doyurucu olduğunu söyleyebilirim. Tadına gelince, ilk ziyaretim de son ziyaretim de (finallerin bitişini kutlamıştık :) canım Ekin ileydi. Hatta ilk gidişimiz bir Universkop toplantısı sonrası akşam 9 gibi falandı ve "Elocan şimdi makarna yemek istemiyorum ya" demişti Ekin... Sonra fikir değiştirdi ve Ozan'ı da ekibe ekleyerek ilk denememizi yaptık.




   İlk gittiğimizde saat geç olduğundan Çin börekleri kalmamıştı. Bu yüzden onun yerine Tavuklu Satay Şiş getirmişlerdi. Ekstradan da Karidesli şişlerinden sipariş etmiştik. Tavuk şiş o kadar sarmasa da arasına ananas da dizdikleri karidesleri çok iyiydi.

  Bundan sonraki ziyaretimse canım İzmirli kızlarım Laçinel kardeşler ile oldu. Nida'nın bizi Ankara'ya ziyarete geldiğinde gittik. Benim tavsiyemle yine aynı menüden söyledik. İstediğiniz içeceği seçebildiğiniz için FESLEĞENLİ AYRAN'ı tercih etmenizi öneririm. Gerçekten çok iyi yapıyorlar.




   Laçinel kardeşlerle gittiğimizde Çin böreğini de deneme şansım oldu. Açıkçası net bir şekilde şişlerden daha başarılılardı. Çin böreğini daha önce yine Ekin ile gittiğimiz Çin Seddi'nde (Bunu da yazacağım bir ara) denemiştik ve bu ondan da başarılıydı. Üstelik sıcaktı. 

   Son gidişim ise 14 Ocak'ta oldu. İlk seferde "Makarna mı yiyeceğiz Elocan" diyen Ekin bu kez nerede yesek diye bakınırken direkt kendisi gidelim dedi :) Bu da tadı konusunda yeterince tatmin edici bir ipucu bence.


   Accounting sınavı efsane geçmiş iki işletmecinin Tayland mutfağı mutluluğu... 

   Bu gidişimizde Ekin de benimle beraber Fesleğenli Ayran söylemişti ve önceki içtiklerimin aksine garson yanlışlıkla fazladan fesleğen attığı için Ekin'in deyimi ile 'milkshake' gibi olmuştu. Çok iyiydi... Bundan sonraki gidişlerimde, fazladan fesleğen atmalarını isteyeceğim... 

  Tek şikayetim kendilerine de feedback olarak verdiğimiz son gidişimizde Çin böreklerinin soğuk gelmesiydi galiba. Tek seferliktir umarım diyor ve gelecekteki Pitaya ziyaretlerimi dört gözle bekliyorum!

   Özetle Elocan, Pitaya'nın Uzak Doğu lezzetlerini çok sevmeyenleri bile memnun edeceğini düşünüyor, fesleğenli ayranı ve Pitaya Bowl'larını öneriyor! (Tahta kap içerisinde gelen Noodle'lara Bowl diyorlar) Özellikle ODTÜ'lüler için, Kent Park şurası ya hu :) 

 Pitaya Instagram Adresi