11 Şubat 2019 Pazartesi

İŞ MODELLERİ

İŞ MODELİ

            1)      Sosyal girişimcilikte para kazanma amacı olur mu?
-Çarkı çevirecekse, evet. Bu sorunun cevabı girişimcilikten gelen paranın nereye harcanacağına bağlı aslında. Kazanılan para sosyal amaçlı kullanılacaksa kar amacı güdülebilir. Girişimcilikten kazanılan parayla da yeniden sosyal amaca hizmet edilebilir.


2)İyi bir ekip nasıl olmalı?
-Heterojen olmalı: Bir girişimcilik yapılacağı zaman genelde aynı çevreden, aynı bölümden insanlar bir araya gelip homojen bir ekip oluşturuyorlar. Bu da benzer şekilde düşündüklerinden olaylara tek bir pencereden bakmalarına sebep oluyor. Ekipler heterojen olmalı. Teknik yönü güçlü birisi, sosyal yönü güçlü birisi (networking), insan yönetimi yapabilen birisi, pazarlama yapabilecek birisi vs. şeklinde çeşitli özellikte insanlardan oluşmalı.


3)Girişimler nasıl ayakta kalır?
- Çok çalışma
-İyi ve etraflıca hazırlanılmış bir fikir. Nike’ın mantığı ile ‘Just do it’ mottosuyla yola çıkan ‘Allah Allah’ girişimcilerinin ölüm oranı çok daha yüksektir. Bu açıdan dalıp gitmemek aslında bir girişimi ayakta tutmanın en önemli yollarından birisidir.
ReidHoffman (Themoneymakers/Linkedin kurucusu): “Someone whojumps of a cliffandbuilds a plane on thewaydown.”
ReidHoffman’ın busözlerine rağmen iyi bir hazırlık yapmadan o uçurumdan atlamak, daha çok risk almak, dolayısıyla girişimciliğin henüz başlarındayken batmak anlamına gelebilir. Çok iyi hazırlanılmış, çok çalışma ile kurulmuş bir girişimin dahi gelen ani bir kriz ile şanssızlık yüzünden batabileceğini unutmamak gerekir.


4)Ne satmalıyız, neyi satmalıyız?
-Bunun en temel cevabını aslında ilk girişimci hızlandırıcıyı bulan Paul Graham veriyor: “İnsanların istediği bir şey üret!” (“Buildsomethingpeoplewant!”) Bu bağlamda bir şeyi üretmeden önce sormamız gereken iki tane temel soru var: İnsanlar bunu istiyor mu, insanlar bunu kullanacak mı? Bu sorunun cevabı evet ise ürünü ortaya koymalıyız.
“Müşteriye ne istiyorsun diye sorma, müşterinin sorununu bul!”
Yapılan belki de en büyük hatalardan bir tanesi önce ürünü ortaya koyup sonra bunu nasıl satarım diye düşünmek. Oysa ürünü ortaya koymadan evvel yapılması gereken şey müşterilerin bu ürünü alıp almayacağını, kullanıp kullanmayacağını belirlemek olacaktır.
“Talebi olmayan bir şeyi üretmek için zaman harcama!”
Ürüne talep olup olmayacağını anlamanın birkaç yolu var. Müşteri mülakatları ve anketler en kullanılabilir yollardan. Bunun yanında minimum işleyen bir ürün, prototip de iş görebilir.


5)İş modellerini neden kullanmalıyız?
-“Tanrı’yı sorgulamayız ama diğer herkes veri getirmek zorundadır.” / EdwardsDeming (Kalite kontrolcü)
İş modelleri yapacağımız işi detaylandırmamızı sağlar. Fikir ilk aklımıza geldiğinde onun muhteşem olduğunu düşünebiliriz. Dahası fikri yakın arkadaşlarımız ile paylaştığımızda onlar da objektif bakmayacakları için iş fikrinin eksik yönlerini görmemiz pek mümkün olmayabilir. Ancak bu fikri yazıya döktüğümüzde, bir iş modeli kullanarak, fikre dışardan ve objektif bir şekilde bakma şansımız olur.
Burada değinilmesi gereken bir nokta da arkadaşlarımızda fikrimizle alakalı geri bildirim alırken dürüst olmalarını istemek olacaktır. İş işten geçtikten, şirket battıktan sonra, ben nu desteklemek adına fikrin güzel olduğunu söylemiştim gibi cümleler maalesef iş fikrini ayakta tutmaya yetmiyor.
Bu yüzden fikrin havada uçmasındansa rakamlarla, detaylarla onu kâğıda dökmek en doğrusu olacaktır. Bu iş için de iş modellerini kullanırız.


6)Kimdir bu Alexander Osterwalder?
-Kendisi EricRies’ın Yalın Girişim kitabı ile başlattığı akıma öncülük eden girişimcilik ‘gurularından’ birisi denebilir. Bu bağlamda bulduğu iş modeli ‘Kanvas İş Modeli’ aylarca süren iş planlamalarından çok daha hızlı bir şekilde, pek çok ayrıntıyı bir arada görmeye yarar. Bu iş modeli aslında Alexander’ın doktora tezi. Şirketin nasıl değer yaratacak, bu değeri müşteriye nasıl ulaştıracaksın, yaratılan değeri nasıl yakalayacaksın bunların hepsinin sonucu olarak aslında nasıl para kazanacaksın? Alexanderbunların hepsinin cevabını tek sayfada, Kanvas İş Modeli’ndebulmamızı sağlıyor. Dahası buna ulaşımı ücretsiz kılıyor. Sadece adınızı ve mailinizi bırakarak ücretsiz bir şekilde tüm Alexander Osterwalder içeriklerine ulaşmak mümkün gibi gözüküyor.
      Peki Alexander bunu neden yapıyor? Yazının başında da vurguladığımız gibi kendisini bir girişimcilik ‘gurusu’ yapmaya çalışıyor.Twitter üzerinden de paylaşımlarını takip etmek mümkün.


7) Kimdir bu Paul Graham?
      -Lisansını felsefe üzerine yapıp, üzerine İtalya’da resim ile ilgili eğitim alan Paul Graham tüm bunların ötesinde ilk girişim hızlandırısıcının, kuluçkanın (inkübasyon) sahibi. Ycombinator adlı bu hızlandırıcıyı Cambridge’de keşfediyor. Aldığı eğitimlerden tamamen uzakta kodlama ve girişimcilik tutkusu ile tanınıyor. Kendi adı ile yayın yaptığı sitesinde pek çok makaleye ulaşmak mümkün.
      Peki, bu girişim hızlandırma işi nasıl işliyor? İşini kurmuş, satışları başlamış şirketlerin girişimcileri çeşitli eğitimlere tabii tutuyor. Belli bir mentörlük sürecinden sonra Demo Day’de girişimlerini büyütmeleri, yatırım bulmalarını sağlıyor.


Son Notlar

*İstihdam yaratanlar eski büyük şirketler değildir.

*Herkesin kullandığı ürün diye bir şey yoktur! (Ekmek, su dahil.)

*Bir işe başlarken başlangıç noktan daima sorun olmalı. Müşterilerini birer sorun olarak görmelisin ve sınırlarını iyi belirlemelisin. Senin müşterin kim? ODTÜ’lüler, yurtta kalan ODTÜ’lüler, tüm öğrenciler, sadece üniversite öğrencileri? KİM SENİN MÜŞTERİN?

*KANALLAR: Ürün nerede satılacak? Ürünün reklamları nerede yapılacak?

*MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ: Herkese farklı ürün mü satacaksın? Müşteriyi nasıl memnun edeceksin?

*GELİR KAYNAĞI: Kiralama, reklamdan kazanma, askıda bırakma…

*Google İş Modeli: Ürün bizim gözlerimizdir. Google reklam alarak ve aldığı bu reklamları gözümüzün önüne koyarak kazanç sağlar.

*Whatsapp İş Modeli: Bizim hakkımızda pek çok bilgiye sahiptir. Hatta Facebook, whatsapp’ı satın alarak telefon bilgilerimize erişme şansını da hibesine kattı diyebiliriz.

*Askıda İş Modeli: Bu iş modelini anlatmadan önce bir soru ile başlamak gerektiğini düşünüyorum. Diyelim ki pis suyu kolayca temizleyebilen bir alet icat ettiniz. Suyu her türlü mikroptan arındırabiliyor. Bunu kime satabilirsiniz? Kamp yapanlara, balığa gidenlere, doğa tatillerini sevenlere, dağcılara belki ama en büyük pazarınız şüphesiz Afrika olacaktır. Peki, Afrikalı insanlar size bunun karşılığında ne verebilir? Bu soruyu sorduğumda fikirlerine güvendiğim bir arkadaşım Afrikalılara bu aleti çalışmaları karşılığında vereceğini söylemişti. ‘Çalıştırırım onları!’ demişti. Hayır, işletme değil sosyoloji okuyordu… İşletmeciler bunun çok daha hızlı bir yöntemini bulmuşlar. İşte “Askıda İş Modeli” tam bu gibi durumlarda ortaya çıkıyor. Evet siz Birleşmiş Milletler olsun, çeşitli topluluklar, dernekler olsun bir yere kadar yardım alarak bu aleti Afrikalılara ulaştırabilirsiniz ancak bu fonlar sınırlı. Oysa size gelen dağcılara, kampçılara bir seçenek sunabilirsiniz. Bu onların vicdanına sizin de cüzdanınıza dokunacak bir öneri. Üründen iki tane alıp bir tanesini onlar adına Afrika’daki suya muhtaç insanlara yollayacaksınız. Sonuç olarak siz 2 ürün satmış olacaksınız, ikisinin parasını da kampçı/dağcı öderken birisi parayı ödeyen kişinin ötekisi ise parası olmadığı halde ürüne ihtiyacı olan kişinin olacak.

“Bir matkap satın aldığımızda, aslında bir matkap satın almayız… Biz o matkabın duvarda açtığı deliği ve hatta duvara bir şey asma imkânını daha da ötesi duvarda asılı durabilen bir tabloyu satın alırız.”

2018, Adil Oran, Hult Prize için yaptığı KANVAS İŞ MODELİ dersi notları