7 Mart 2020 Cumartesi

Girişimci Olmak İsteyenlere Kitap Tavsiyesi 2: Yalın Girişimci!

   Girişimci olmak isteyenlere kitap tavsiyesi 1'de sizlere The Customer Funded Business kitabından bahsetmiştim. Şuradan ulaşabilirsiniz:

   https://elocankt.blogspot.com/2019/12/okudugum-kitap-adil-oran-hocamn.html


   İkinci bir kitap olaraksa yine Adil Oran Hocam'ın (http://adiloran.com/) kitaplığından ödünç alarak okuduğum Brant Cooper ve Patrick Vlaskovits tarafından yazılmış (daha doğrusu derlenmiş, bunu daha sonra açıklayacağım) YALIN GİRİŞİMCİ kitabı oldu. Adil Hocam kitabın orijinalini okuduğundan bana ödünç verirken çevirisinden emin olamadığını söyledi. Kitap Türkçe haliyle daha geniş bir kitleye hitap etse de tavsiyem orijinalini okumanız yönünde olur.



   Kitabın hacmi gözüktüğünden daha fazla. Yani benim gibi 1 haftada bitiririm deyip 2 hatta 3 haftaya sarkıtabilirsiniz. (Gerçi yanında 3 kitap daha okuyordum ama tek başına Yalın Girişimci'yi okusam da bitirebileceğimi düşünmüyorum...) Kitap tek başına birkaç kitabın birleşimi gibi:

-Bill Aulet - Disciplined Entrepreneurship
-Alex Osterwalder - İş Modelleri
-Eric Ries - The Lean Startup

Eric Ries'ın 5 temel ilkesinden bahsetmesi mesela anlatmaya çalıştığım:




  Tabii bu bilgiyi ODTÜ GİMER Twitter sayfasından da öğrenebilirdiniz :):

https://twitter.com/odtugimer/status/1228019501431693312

   Başka bir örnek Alex Osterwalder'dan:



  Hepsinin kilit kısımlarını alıp bir kitapta birleştirmişler. Bu yüzden ben kitap okumayı çok sevmiyorum, yine de girişimcilikle ilgili bir kitap okumak istiyorum diyorsanız sizin için doğru seçenek olabilir. Ama benim gibi her şeyin ayrıntısını öğrenmek isteyen biriyseniz tam daldığınız anda kitap başka bir konuya geçince bu sinirlerinizi bozabilir.

  Kitap sadece yukarıda belirttiğim kitaplardan değil aynı zamanda alanında ün yapmış çeşitli kimselerden de alıntılarla doluydu. Bu yüzden kitabı okurken not defterimi ve kalemimi sürekli yanımda tutmam gerekti. Mesela Geoffrey Moore'ın çan şeklindeki "Teknoloji Yaşan Döngüsü Benimseme Eğrisi"ni yine ilk defa bu kitapta gördüm:

1. İnovasyon yapanlar 
2. İlk benimseyenler
3. İlk çoğunluk
4. Geç çoğunluk
5. Geç kalmış olanlar

    Her ne kadar konular parça parça alıntı olsa da kitabı diğer kitaplardan ayıran ve size önermeme sebep olan özelliği içindeki mülakatlar (çoğu kişi bunlara röportaj dese de doğrusunu kullanacağım...). Mesela "Meta İnovasyon" kavramını bu mülakatlardan 500 Startups ile yaptıkları sayesinde öğrendim:

   "Mesele; ortaya çok az koymak, kurucuların nasıl davrandığını gözlemlemek, işlerin nasıl seyrettiğini takip etmek ve sonra ortaya daha fazla koymaktır. Bu geleneksel bir VC modelinden çok farklı. Çünkü geleneksel modelde, kurucuları tanımak için çok zaman harcamamız ve yüklü bir peşin çek yazmamız, sonra kendi sırtımızı sıvazlayıp bunun başarılı olacağını biliyor gibi davranmamız gerekir." sf. 7 

  PayPal, Intuit, TakeLessons, TaskRabit, 99 Desings, Meetup, Sharethrough, Berkeley Pizza, Hubspot, Copyblogger gibi pek çok şirketle mülakat/vaka incelemesi örnekleri var kitapta. Tabii yalnızca başarılı olanlar değil, özellikle vaka incelemeleri kısmına başarısız olanlar da alınmış. Bu da şu demek oluyor: başkalarının deneyimlerinden (parayla alamayacağınız 2 şeyden birisi bence deneyim, diğeriyse anı) yararlanma şansınız oluyor. Mesela ben Intuit şirketindeki insanların zamanlarının %10'unu kendi projelerine ayırdığını bu kitap sayesinde öğrendim.

   İlk dönem Adil Hocam'dan aldığım Fundamentals of Business dersinde benzer bir uygulamanın Google'da olduğunu konuşmuştuk...










    "PayPal'de birçok zeki insan var, ancak şirket çok hızlı büyüdüğü ve çok fazla şey olduğu için faaliyette bulunmak zordu çünkü PayPal çok büyük ve bürokratik bir hal almıştı. Bu elbette büyük bir engeldi. Eğer biri farklı bir şey yapmak isterse genel eğilim hayır demek oluyordu." sf. 42, Paypal Kullancı Arayüzü Mühendisi Bill Scott

  Kitabın beni en çok etkileyen ve zorlayan kısmı ise müşteri segmentlerini anlattığı kısım oldu. Belki bu konuda çok fazla kitap okumadığımdan belki de kitap gerçekten ayrıntılı anlattığından bilmiyorum. Bu yüzden eğer kitabı okursanız bu konudaki görüşlerinizi duymak isterim. Müşteri segmentleri ile ilgili kafanızdaki pek çok soruya cevap bulabileceğinizi inanıyorum.



   Bu müşteri durumlarını tek tek inceleyen websiteler/appler var bildiğim kadarıyla. Yazılı olarak bulmak isterseniz sizi yine Yalın Girişimci kitabına yönlendireceğim. Bu sadece ufak bir kısmı. 


   Gelir rakamları tüm çabaları yatırımın geri dönmesiyle ölçer. Intuit'ten Hugh Molotsi ise "Net Prometer Score" ile bunu bambaşka bir noktaya taşıyor, yine müşteri penceresinden bakarak:

"1. Net Tavsiye Skoru: Müşterinin ürününün başkalarına tavsiye etme konusundaki hevesini ölçer.
2. Aktif Kullanım: Müşterinin ürünle olan ilişkisini ölçer.
3. Müşteri Yararı: Ürünün vaatlerini yerine getirip getirmediğini ölçer." sf. 57



   "Görülüyor ki denizde pek çok farklı balık var ama aynı zamanda her birinin farklı bir türü veya davranışı var. Bazı balık cinslerini tutmaya yarayan yöntemler bazılarında işe yaramaz. Görmüş geçirmiş girişimciler nasıl balık tutulacağını bilir. Ürünlerini kimin alacağı sorulduğunda ise hedef grubun özelliklerini saymakla kalmaz, belirli müşterilerden ve onlara özgü sıkıntılardan, tutkulardan ve ihtiyaçlardan bahseder." sf. 62


   "Segment: Aynı sorunu ve tutkuyu paylaşan ve aynı dili konuşan belirli bir grup insan." sf. 61


   Alttaki gibi "info grafikler" ise kitabı okunası kılan başka bir özelliği. Pek çok yerde uzun uzun açıklamak yerine info grafikler vererek, semboller kullanarak olayı daha akılda kalıcı hale getirmiş. 




"Yaşlı vatandaşlar için mobil bir uygulama geliştirebilir, Fortune 100 CEO'larını hedefleyen bir Facebook kampanyası başlatabilir veya seyyar sattığınız hamburger için 25 dolar isteyebilirsiniz. Ancak ürün, taktik ve fiyatlandırma ile segment arasındaki uyumsuzluk, planladığınız sonsuz Hawaii tatilinizi geciktirebilir." sf. 65



   Kitabı önermenin bir nedeni de her bir terimi tek tek açıklaması. Açıkçası pivot, kilit kişiler gibi bildiğim terimlerle karşılaşsam da gölge güç, teknik borç gibi terimleri ilk kez Yalın Girişimci kitabında gördüm. Aslında hem bu yüzden hem de fikri olan insanlar için segment, sorun, ürün, teknoloji, satış kanalı gibi alanlarda alıştırmalar ve doldurarak fikrinizi olgunlaştırabileceğiniz tablolar koydukları için de kitabı önerebilirim. 

 
   
   Bu alıştırmalar ve tablolar Adil Hocam'ın da İş Modeli derslerinde anlattığı üzere "havadaki fikrinizi kağıda dökmenizi ve aslında işlerin o kadar da basit olmadığını, bazen pivot etmeniz bazense fikri tamamen terk etmeniz gerektiğini fark etmenizi" sağlıyor. 



   "Teknik Borç: Diğer öncelikler nedeniyle (örneğin yeni özelliklere konsantre olma gibi) biriken sorunları ya da değinilmemiş ürün geliştirme meselelerini tanımlamak için kullanılır."

   
   Kitapta iç girişimciliğe de değinilmesi güzeldi. Özellikle Toyota üzerinden verilen örneklerin sizin de dikkatinizi çekeceğine inanıyorum:

"Belki de önemli olan değer yaratımıdır. Toyota üretim sistemi, salt verimlilik kaygısıyla verimlilikle ilgilenmez. Bunun özünde değer üretimi vardır. Aynısı yalın girişimler için de geçerlidir... ...Toyota'da yalın üretim uygulamaları çerçevesinde yönetim dışındaki fabrika çalışanlarına yolunda gitmeyen bir şey gördüklerinde üretim bandını durdurma yetkisi verilmişti."

Son olarak hoşuma giden başka bir alıntıyı daha sizlerle paylaşıyor ve kitabı okuyup sohbet edecek birini ararsanız bana ulaşmanızı istiyorum. Kahveler benden! 

Not: Özellikle fikri olan birisi okursa kitabı lütfen tabloları doldurup paylaşsın da inceleyelim :)

"Veri içinde boğulan bir kurum verisiz olandan iyidir. Veri sistemleri uygulamanın maliyetinden korkanlar bu noktayı kaçırıyorlar. Öte yandan, verilere dayanarak alınan kararlar, küçük olanları otomatikleştirirken yalnızca büyük olanları riske atar."

Not: Bu alıntının hoşuma gitmesiyle bu dönem istatistik dersi almamın %100 bağlantısı vardır.


Kitabını bana ödünç verdiği ve önerdiği için Adil Hocam'a tekrar teşekkür ediyorum :) 
İyi okumalar diliyorum!

Elif Nisa Güler
   

30 Ocak 2020 Perşembe

TADIMLIK 2: Pitaya, Ankara'da Tayland Yemeği Yemek!

   Tadımlık'ın ikinci bölümüne hoş geldiniz! Şimdilik Ankaralılar için önerilerde bulunmaya devam ediyoruz.

İlk bölüm için: https://elocankt.blogspot.com/2019/11/tadimlik-1-uygur-mutfag.html

   Başlıktaki Pitaya adını görüm Piyata değil mi ya o? Tayland yemeği?, diyen ODTÜ'lüler. Hayır, ODTÜ Çarşı'da Hocam Piknik yanındaki 'Piyata'dan bahsetmiyorum. Pitaya, Kent Park AVM'de çalışan bir restorant.


   Fiyatlar genel olarak ucuz değil ancak kampanyaları yakalarsanız gayet doyurucu ve fiyat-performans olarak değerlendirildiğinde çok başarılı. En iyi iki kampanyaları instagram sayfalarından da ulaşabileceğiniz üzere:

1) Sebzeli Çin Böreği, Tavuklu Noodle ve dilediğin İçecek. "Öğrenci Menüsü" hafta içi her gün 22,90₺!

2)Sebzeli Noodle ve Tavuklu Satay şiş ile “Thai Break” uygun fiyatıyla 13.00 - 17.00 arası Pitaya’da seni bekliyor 23,90₺!

   Ben şimdiye kadar her gidişimde 1. menüyü tercih ettim ve gerçekten doyurucu olduğunu söyleyebilirim. Tadına gelince, ilk ziyaretim de son ziyaretim de (finallerin bitişini kutlamıştık :) canım Ekin ileydi. Hatta ilk gidişimiz bir Universkop toplantısı sonrası akşam 9 gibi falandı ve "Elocan şimdi makarna yemek istemiyorum ya" demişti Ekin... Sonra fikir değiştirdi ve Ozan'ı da ekibe ekleyerek ilk denememizi yaptık.




   İlk gittiğimizde saat geç olduğundan Çin börekleri kalmamıştı. Bu yüzden onun yerine Tavuklu Satay Şiş getirmişlerdi. Ekstradan da Karidesli şişlerinden sipariş etmiştik. Tavuk şiş o kadar sarmasa da arasına ananas da dizdikleri karidesleri çok iyiydi.

  Bundan sonraki ziyaretimse canım İzmirli kızlarım Laçinel kardeşler ile oldu. Nida'nın bizi Ankara'ya ziyarete geldiğinde gittik. Benim tavsiyemle yine aynı menüden söyledik. İstediğiniz içeceği seçebildiğiniz için FESLEĞENLİ AYRAN'ı tercih etmenizi öneririm. Gerçekten çok iyi yapıyorlar.




   Laçinel kardeşlerle gittiğimizde Çin böreğini de deneme şansım oldu. Açıkçası net bir şekilde şişlerden daha başarılılardı. Çin böreğini daha önce yine Ekin ile gittiğimiz Çin Seddi'nde (Bunu da yazacağım bir ara) denemiştik ve bu ondan da başarılıydı. Üstelik sıcaktı. 

   Son gidişim ise 14 Ocak'ta oldu. İlk seferde "Makarna mı yiyeceğiz Elocan" diyen Ekin bu kez nerede yesek diye bakınırken direkt kendisi gidelim dedi :) Bu da tadı konusunda yeterince tatmin edici bir ipucu bence.


   Accounting sınavı efsane geçmiş iki işletmecinin Tayland mutfağı mutluluğu... 

   Bu gidişimizde Ekin de benimle beraber Fesleğenli Ayran söylemişti ve önceki içtiklerimin aksine garson yanlışlıkla fazladan fesleğen attığı için Ekin'in deyimi ile 'milkshake' gibi olmuştu. Çok iyiydi... Bundan sonraki gidişlerimde, fazladan fesleğen atmalarını isteyeceğim... 

  Tek şikayetim kendilerine de feedback olarak verdiğimiz son gidişimizde Çin böreklerinin soğuk gelmesiydi galiba. Tek seferliktir umarım diyor ve gelecekteki Pitaya ziyaretlerimi dört gözle bekliyorum!

   Özetle Elocan, Pitaya'nın Uzak Doğu lezzetlerini çok sevmeyenleri bile memnun edeceğini düşünüyor, fesleğenli ayranı ve Pitaya Bowl'larını öneriyor! (Tahta kap içerisinde gelen Noodle'lara Bowl diyorlar) Özellikle ODTÜ'lüler için, Kent Park şurası ya hu :) 

 Pitaya Instagram Adresi

23 Ocak 2020 Perşembe

ODTÜ İşletme 1. Sınıf 1. Dönem Dersleri: Financial Accounting


FINANCIAL ACCOUNTING

Ne Zaman Aldım?: 2019-2020 Sonbahar Dönemi

Kimden Aldım?: Can Öztürk

Geçiş Notum: AA

Kullandığımız Kitap: Weygandt, Kimmel, Kieaso: Financial Accounting: IFRS, 3rd Edition


“Lisedeyken kalkülüsten daha mantıklı bir şey olamayacağını düşünüyordum, sonra Accounting aşkım ile tanıştım… Academic Entrepreneur olmak için geldiğimiz yerden Accountant olup çıkacağız diye çok korkuyorum.”

Dersle ilgili gözünüzü baya bir korkutacaklar. İşletmenin en zor dersi olduğuna dair efsaneler de hala dolanmakta. Ancak dersin olayı anladığım kadarıyla AA alana kadar ağlayıp, AA aldıktan sonra “Abi bakkal hesabı ya” diye hava atmak. Ancak söylemeliyim ki ders bakkal hesabı falan değil, özellikle ODTÜ İşletme bölümü tek dönemde sizden neredeyse bir şirketin muhasebesini tutacak kadar bilgiyi öğrenmenizi istiyor. Yatırım araçları, bunların yorumlanması, finansal bilançolar… Toplam 14 chapter’dan oluşan kitabı bir dönemde bitiriyorsunuz zaten. Finalde de senenin başından itibaren tüm konular dahil oluyor. Kaldı ki ilk midterm konusunu anlamamışsanız (debit/credit) dersin geri kalanını anlamanız gerçekten çok zor. Tıpkı matematik gibi konular birbirini bağlıyor. Accounting çalışana karşılığını veren, eğer gerçekten emek verirseniz mantığını kavrayabileceğiniz bir ders.



Burada gözünüzü korkutacakları diğer bir durum ise dersi veren hoca olabilir. Açıkçası Can Hoca’yı tüm dönem boyunca en önden dinledim ve her ders en az bir soru sormuşumdur. (Aynı şekilde dersi AA veren dostum Ekin de) Hoca sizin ilgili olduğunuzu görünce anlatma işinde hevesleniyor, buna da inanıyorum. Bu yüzden ne olursa olsun, bu tüm derslerde vereceğim yegâne tavsiye herkese, hocalara ön yargılı yaklaşmayın ve derse gidin. Accounting = dersi dinlemek + kitabı okumak. Hele ki 10. Chapter’daki Market Rate, State Rate üzerinden table’lar ile yapacağınız sorularda derse dinlememişseniz sonradan kitaptan anlamak çok zor olabilir…



ACCOUNTING ÇALIŞMA TAKTİKLERİ

“Accounting’de başarmanın %95’i soru çözmek ve mantığını anlamaktır.”

·         Dönem tam anlamıyla başlamadan önce, ders seçimi olabilir, yazın olabilir, hafta sonları olabilir, Accouting nedir ne değildir öğrenmek sizin için çok faydalı olacaktır. Direkt derse gitmektense bazı hesapların adını bilmek, ne mantıkla çalıştığını anlamak derse olan ön yargınızı da yıkacaktır.
-YouTube kanal önerisi: Accounting Stuff (Zaten bu kanalın sahibi gerçekten iyi işler yapan ve kendisini izlettiren birisi, Accounting’i vermiş olsam bile aboneliğimi sonlandırmadım ve yeni videolarını izlemeye devam ediyorum…)

·         İlk midterme kadarki olan süreçte günlük tekrar yapmanız dersin mantığını kavramak için gerekiyor. Bu süreçte ben her gün canım abim ve arkadaşım, birlikte Accouting dersini aldığımız Ekin’i sorularımla darlıyordum. Ekin de sadece sorduğum soruları yanıtlamakla kalmıyor aynı zamanda bana muhasebede yeni pencereler açıyordu. “Elocan, D&R mesela hediye, indirim çekleri veriyor. Sence bunları muhasebe defterine nasıl kaydediyor, müşterilerin bunları kullanıp kullanmayacağı da kesin değil?” Açıkçası bu noktada nasıl bir tavsiye vermeliyim bilmiyorum çünkü herkesin bir Ekin abisi yok, o yüzden ben de çalışma arkadaşı bulmayı tavsiye edeceğim. Çünkü Ekin dışında yine bölümden ve ofisten arkadaşım Kubilay ile birlikte kitaba ait testleri çözmüştük. Her ders ya da bu dersin her kısmı bir arkadaşınızla çalışılmaz ancak gözlemlediğim kadarıyla Accounting birisi ile çalıştığınızda daha çok verim aldığınız bir ders. Sürekli sorularınızı birlikte tartışabileceğiniz, kafa kafaya verseniz de soruları çözemediğiniz takdirde birlikte hocaya gidebileceğiniz çalışma arkadaşlarınız olsun. Bu ilk konuların mantığını gerçekten iyi anlamalısınız.


·         Diğer bir taktik ise hocaya soru sormaktan geçiyor. Açıkçası bu konuda biraz zorlandığımızı itiraf etmeliyim. Can Hoca, Çankaya Üniversitesi’nde çalışıp bizim bölümde part-time ders verdiği için her zaman odasına bulmak mümkün değildi. (Diğer bölümlerde nasıl bilmiyorum ama ODTÜ İşletme’de bugüne kadar hangi hocaya gidersem gideyim kapısı sonuna dek açıktı. Sorunuz oldu mu mail atmaktan, hocaların kapısını çalmaktan çekinmemek de diğer tavsiye olacak galiba…) Sorularımızı sorabilmek için önceden mail atmamız ya da ofis saatini kullanmamız gerekiyordu ki tüm ofis saatlerinde benim dersim vardı. Yine de Can Hoca’ya teşekkür etmem lazım, çünkü ofis saati olmasa da dersten önce gelerek sorularımızı çözmüştü. Buradaki tek şikâyetim kitaptaki karmaşık soruları çözmek için bir recitation saati olmaması. Bu, bu sene sonunda bölüme vereceğim bir feedback olacak çünkü zaten bu kadar ayrıntılı muhasebe dersini tek dönemde alıyoruz, en azından bir soru çözüm saati olması gerekiyor. İnsanların bu şekilde zorlanması çok normal, özellikle final döneminden önce ek derslerle tamamlanan bu ders için soru saati koymamak daha da zorlaştırıyor dersi.

·         ODTÜ gibi bir yerde derse gitmeden önce bir ödev yoksa derse çalışıp gitmenin ne kadar zor olduğunu tecrübe ettim ama en azından bilmediğimiz İngilizce sözcüklere bakabileceğimizi düşünüyorum. Ben çoğu zaman ringte hallettim bu işi. Gidip de Retained Earnings’in Türkçesi neymiş diye bakın demiyorum, ama ben bu derse başladığımda disposal of equipment dendiğinde ne dediğini anlamıyordum. Disposal’a baktım mesela. Bunun gibi kilit sözcüklere bakmak, dersi anlamanızı sağlayacaktır. Bunun dışında derste telefona bakma işine %100 karşı olsam da İngilizce sözcüklere bakmak için zaman zaman istisnalar yapılabilir. İnternet gerektirmeyen sözlükler Twitter bildirimlerini görmenizi engelleyecektir.

·         İlk midtermde günlük tekrar yaptınız, notunuzu tuttunuz, sınava girdiniz soru tiplerini gördünüz… 2. midterme kadarki süreçte günlük tekrar yapmak gibi bir şansınız olmayacak. ODTÜ’ye hoş geldiniz! Her hafta bir sınavınız olacağı için tekrar etseniz bile not çıkartamayacaksınız, bu yüzden zaten ilk kısımların mantığını iyice kavramanız gerekiyor. Ne kadar vaktiniz olmasa da bu dersin kitabını okumadan direkt slaytlarına geçmeyin. Çünkü birincisi kitaptaki sözel kısımlar da soru olarak gelebiliyor (GAAP açılımını sormuştu hoca sınavda… P principles mı procedures mü?) ikinci olarak da konuyu ezberlemekten ziyade mantığını anlıyorsunuz. Bir de kitaptaki yandaki notlar sayesinde IFRS ve GAAP farklarını öğreniyor, aynı zamanda İngilizcede ve muhasebede birbiri yerine kullanılan kelimelere göz atmış oluyorsunuz. Böylece sınavda İngilizce eksikliği yüzünden yanlış yapmıyorsunuz.

·         Syllabus önemli! Syllabus’ta verilen soruları çözerseniz (mt1 ve mt2’de çözecek vaktiniz oluyor ancak finalde birazcık zorlayabilir) önünüze gelecek soruların %99’unu yapabilir hala geliyorsunuz. Gerçekten zor ve beyin yakan sorular. Ekin’le konuları slayttan tekrar ettikten sonra syllabus’taki soruları çözüyorduk birlikte. Ancak final sınavına gelip 14 chapter’dan sorumlu olduğunuzu görünce maalesef testbank çözme yoluna gidiyorsunuz.  (Kitapta her ünitenin sonundaki çoktan seçmelilerin online hali gibi aslında: http://bcs.wiley.com/he-bcs/Books?action=resource&bcsId=9784&itemId=1118978080&resourceId=39347 ) Ki bu da son konuların yeterince öğrenilmemesine neden oluyor. Bana kalırsa bu derse 1 dönem çok yetersiz. Tamam, öğreniyoruz, ama yeterince öğreniyormuşuz gibi gelmiyor. Gerçi ODTÜ’de hiçbir şey yeterince hissi vermiyor. Kendiniz bile…

·         Son olarak diyeceğim şey şu ki, derslere düzenli giden, kitabı ve slaytları birer kez okuyan ve sınavdan önce de en azından test bank’i çözen birisi bu dersi minimum BB ile geçer. Accounting nankör değil, sevin onu.

UFAK TEFEK AKLIMDA KALANLAR

CHAPTER 1

-Baya bir sözel soru geliyor buradan. ODTÜ İşletme’de okuyorsanız Adil Hoca’nın Fundamentals of Business dersinde ayrıntılı olarak anlattığı şeyleri soruyorlar genelde. (Corporation, Partnership avantajları gibi) Bunun dışında çok ayrıntı sözel sorular gelebiliyor. 

-Kitaptaki ünite sonu soruları çözdüğünüzden emin olun. Journal ile Ledger farkını bildiğinizden de aynı şekilde…

CHAPTER 2

-Bence dersi B+ mı vereceğiniz yoksa C- mi vereceğiniz bu noktada belli oluyor. Çünkü debitler ve creditler burada işin içine giriyor. YouTube/Accouting Stuff kanalını tekrar öneriyorum!

-Diğer bir husussa Assumptionlar… Şirketin de bir birey olduğunu fark etmen Economic Entity Assumption mesela. Bunları bilmen gerekiyor. Yalnızca Accouting için de değil, yönetici olacağız ya hu biz!

-Sonuç olarak nasıl kayıt yapacağını bu chapter’da öğreniyorsun ve o hafta bu chapter’ı tekrar etmen şart! Üstteki taktiklere uy ve lütfen bu sözel kısımları, nasıl kayıt yapacağın gibi konuları tekrar etmeyi ihmal etme.

CHAPTER 3

*Fiscal year, Calender year kavramlarını bildiğinden emin olmalısın.

*Aynı şekilde ilerde direct method / indirect method muhabbetlerinde karşına tekrar gelecek Cash Basis versus Acrual Basis Accounting de bilmen gereken diğer önemli konular.

*Burada vereceğim yegane tavsiye ADJUSTING ENTRY yaparken önce incorrect entry altına önce olması gereken correct entryi gir, ardından correcting entry’e başla. İnan bana hata yapma oranın düşecek. Kafandan yapmaya çabalama.

CHAPTER 4

*Bilmen gereken iki şey var:

1. Hesapları hangi sıra ile kapatman gerektiği
2. Önceki chapterlarda öğrendiğin hesapların balance’larının nerede olduğu. İşte tam bu nedenden 2. Chapter çok çok önemli. Çünkü sen Revenue’nun balance’nın credit olduğunu bilmezsen hesabı kapatırken debitlemen gerektiğini de bilmezsin.

CHAPTER 5

-Closing Entry yaparken (Hesapları kapatırken, revenue debit income summary credit, expense credit income summary debit…) sorunun öncesindeki Adjusting Entryleri dikkate almayı unutmayın. Sales Returns and Allowances hesabını iyice inceleyin.

-Interest expense: non-operating expense’dir.

-Gross Profit = Net Sales – Cost of Goods Sold

-Net Purchases = Purchases – Purchase Returns and Allowances – Purchase Discounts

-Cost of Goods Purchased  = Net Purchases + Freight-In

*Freight-In: Eğer ürünü ulaştırma masraflarını alıcı öderse bu Freight-In olur. Recording Sales Merchandise’ı Periodic ve Perpertual Inventory System ile yapabiliyoruz ve burada bir ayrım oluyor. Eğer Perpetual’da kaydedersek ve ulaştırma masrafını biz ödersek Inventory debitleyip, Cash creditliyoruz; buna karşılık Periodic Inventory System’de Freight-In debitleyip, Cash creditliyoruz. Bu iki sistem arasındaki farkları bilmek gerekiyor. Temel farktan söz edecek olursam Perpetual’da Inventory hesabı varken, Periodic’te böyle bir hesap yok onun yerine Purchases hesabı kullanılıyor.

*Freight-Out: Ürünü alıcıya ulaştırma masraflarının satıcı tarafından ödenmesi.

CHAPTER 6

Derste anlamadığım ve Ekin anlattığında bu muymuş dediğim elimizde kalan ve sattığımız Inventory’lerin maliyetlerini hesaplamaya yarayan üç sistemi çok iyi bilmeniz gerekiyor:

   * FIFO = First-In-First-Out: İlk aldığınız malları, ilk satarsınız. Yani diyelim ki siz 3 mal aldınız, ilk aldığınıza 300 TL ikincisine 400 TL ve üçüncüsüne de 500 TL verdiniz. (Enflasyon var mesela bu durumda, fiyatlar artıyor. Soruda size enflasyonun arttığı durumda da diyebilir.) Sonra birisi geldi ve sizden mal almak istedi. Satacağınız mal 300 TL’likmiş gibi düşüneceksiniz. Atıyorum 600 TL’ye sattınız. Karınız 300 TL olacak. Gerçek hayata en uygun olan da bu zaten. Yani bir sebze-meyveci düşünün, ilk aldığını ilk elinden çıkarmaz mı? –Bu şekilde de soru gelebiliyor, en hayata uygun olan şeklinde-

    *LIFO = Last-In-Last Out: Burada ise durum tam tersi. Son aldığınız ürünü ilk satıyorsunuz. Yukarıdaki örnek üzerinden düşünürsek. 600 TL’ye bir ürün sattığınızda karınız yalnızca 100 TL oluyor. E ne oldu? Net income azaldı, vereceğiniz vergi de azaldı dolayısıyla. Böyle bir etkisi olduğu için LIFO, IFRS’de yasaklı. Amerika sisteminde ise serbest. (GAAP)

   *Weighted Average Cost Accounting’de ise ünitler üzerinden bir örnekle gidelim. Diyelim ki 200 ünite malı tanesi 2 TL’den,  ardından 300 ünite malı ise tanesi 1 TL’den aldınız. (Deflasyon durumu olmuş burada da, fiyatlar azalmış. Tabii ki belli bir aralıkta sürekli azalıp azalmadığını bilmiyoruz ve deflasyon olması için bu durumun gerçekleşmesi gerekir ama hadi gerçekleşmiş gibi davranalım.) Yapacağınız şey (200x2)+(300x1)/500 böylece tane başı satacağınız parayı bulabilirsiniz. Bildiğimiz ağırlıklı ortalama hesaplama aslında…

CHAPTER 7

*Fraud Triangle

1. Opportunity
2. Rationality
3. Financial Pressure

CHAPTER 8

*Accounts Receivable Turnover hesaplarken, Beginning A/R’dan ve Ending A/R’dan Allowance for Doubtful Accountları çıkartmayı unutma!

-Write off durumunda = Allowance for Doubtful Accounts debit, A/R credit

-Uncollectible olacağını estimate ettiğinde = Bad Debt debit, Allowance for Doubtful Accounts credit

*Bir önceki yılın ending inventory’sindeki hatanın bir sonraki yılı nasıl etkileyeceğini iyi öğren.

*Cash Realizable Value = A/R – Allowance for Dountful Accounts

CHAPTER 9

*Residual Value = Salvage Value

*Book Value = Cost – Accumulated Depreciation

*Declining Balance Method = Double Declining Balance

-Yıl içinde alınan equipmentlara (ocak ayı yerine) parcel depreciation uygulamayı unutma!

-Licance Expense ve Prepaid Insurance’ın ayrı birer hesap olduğunu ve cost of equipment içerisinde olmadığını unutma. Yani arabanı boyadığında direkt vehicle hesabını kullanabilirsin ama arabana sigorta yaptığında bunu Insurance olarak ayrı bir hesapta kaydediyorsun. Buna karşılık Sales Taxses ve painting and lettering, cost of equipment içerisindedir.

-Depreciation hesaplarken birkaç yol var. Bunlardan Declining-Balance en çok tricki olan. Diğerlerinin aksine Salvage Value çıkartmadan işlem yapıyorsun. Sınavda gelme ihtimali en yüksek olan bu. Verilenin iki katı kadar eskiteceksin, şeklinde kodlamıştım kafamda.

CHAPTER 10

-Accrued Expenses, current liablities’e girer.

*Work In Capital = Current Assets – Current Liabilities

*Current Ratio = Current Assets / Current Liabilities

-Carrying Value = Anlık değeri: Satsam bu bondu kaça satarım?

*Par: Üzerinde yazan değer

*Per: Mesela bir Share’in tane başı değeri

-Paid-In-Capital in Excess of Par hesabında para olup olmadığını iyi kontrol etmemiz lazım. Eğer o hesapta para yoksa Retained Earnings’ten harcayacağız zararlar için. Bundan dolayı önce kar edip sonra zarar ettiğimiz sorularda dikkatli olmakta fayda var.

-Capital Stock da Paid-In Capital in Excess of Par da credit balance hesaplardır.

-Determining the market value of a bond



CHAPTER 11

-Dividendları ayrıntılı olarak incelediğimiz bu chapter’da sorularda dividendları kaç yıllık dağıttığına dikkat etmeniz gerekiyor.

-Diğer bir bilmeniz gerekense Share Premium’lar, Share Capital’ler Balance Sheet’te nasıl sıralanıyor. (Mesela Share Capital Ordinary, Share Capital Preference’dan sonra listelenir.) Bunları özellikle bir Balance Sheet açıp görsel bir şekilde öğrenmenizi tavsiye ederim.

CHAPTER 12

*“Yönetici olunca muhasebecine ek iş çıkmasın diye %15 hissesine sahip olduğun şirketten yeni hisse almak için yeni mali yılı bekleme inceliği... Equity method, cost method uğraşmasın...”

*"Verelim bakalım shareholderlarımıza dividend, nolacak yani canımızdan mı gidiyor stock investmentsımızdan gidiyor..." (Eğer hissen %50-%20 arasında ise, equity method)

CHAPTER 13

*Classification of Cash Flows muhabbetine fazlasıyla hakim olanız gerekiyor. Özellikle Dividend aldığınızda operating, verdiğinizde ise financing olması beni hep üzmüştür...
Bu itemlerin GAAP'te ve IFRS'te farklı sınıflandırılması da diğer önemli bir konu.

*Direct/Indirect Method bu chapterın can alıcı noktası. Şu videolar fazlasıyla yardımcı olacaktır:






CHAPTER 14

*Vertical Analysis yaparken equity ve liabilities’e bakarken ‘base’imizin equity + liabilities olduğunu unutma. Equity’yi sorsa bile hesaplayabilmek için ikisini de bilmen gerekiyor.

*Income Statement’ta Vertical Analysis yaparken temel alacağın şey NET SALES. Unutma net income değil.

DERS BİTSE DE KAFAMDA  BİTİREMEDİKLERİM

*Interest Receivable neden Account Receivable’den farklı bir account?

*Times-Interest-Earned’ün mantığı nedir? (=Net Income + Interest Expense + Income Tax Expense / Interest Expense)

*Türkiye’de dividend vergisi var mı? Hangi taraf için nasıl işliyor?

*Earning Per Share = Net Income – Preferred Dividends / Weighted-Average Common Shares Outstanding’deki Weighted Average nasıl hesaplanıyor?

NOTLARIMDAN KESİTLER 
(Aslında çoğunu yukarıda özetledim)